Şu an vizyonda izleyebileceğiniz SWISS ARMY MAN ve LION’ın yanı sıra 2016, sinemada birçok iyi başlangıca tanık olmamızı sağladı. İşte, 2016’nın en iyi ilk filmleri…

_02_4089

Haftanın vizyon filmlerinden Swiss Army Man, Dan Kwan ve Daniel Scheinert‘in ilk filmi. Paul Dano ve Daniel Radcliffe’in başrollerini paylaştığı bu absürd komedi, bir ‘konuşan-ceset’ ve ıssız topraklarda mahsur kalmış bir genç adamın dostluğunu ve birinin diğerine hayatı yeniden öğretmesini konu alıyor. Dozu yüksek mizahı, buna rağmen duygusallığı, prodüksiyon tasarımında Michel Gondry filmlerini anımsatan başarısı ve kaliteli müzikleriyle Swiss Army Man (Çakı Gibi), vizyondan aylar önce Filmekimi’nin de programında yer almıştı.

lion_still_1

Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren ve halen izleme şansınız olan Lion ise En İyi Film dahil 6 dalda Oscar ödülüne aday gösterildi. Avustralyalı yönetmen Garth Davis’in ilk filmi, Hindistan sokaklarında kaybolup Avustralyalı bir aileye evlatlık verildikten yıllar sonra gerçek annesini teknolojinin nimetlerinden ve hafızasından faydalanarak bulmaya çalışan Saroo’nun gerçek hikayesini anlatıyor.

Vizyonda yılın en iyi ilk filmlerinden Swiss Army Man ya da Lion‘ı izleyebileceğiniz bu günlerde, geride bıraktığımız yılın en iyi başlangıçlarını, en iyi ilk filmlerini bir araya getirmek istedik. İşte 2016’nın en iyi ilk filmlerinden 10’u:

***

2016: En İyi İlk Filmler

10 Cloverfield Lane| Dan Trachtenberg

Çünkü muhteşem bir spin-off.

İlk uzun metrajı öncesinde iki kısa filmi bulunan Dan Trachtenberg, bilimkurgu ve gerilimi ustaca harmanlayan 10 CLOVERFIELD LANE ile minimalist ve şaşırtıcı bir işe imza attı.2008’de uzaylı istilası alt-türünde devrim yaratan minimalist CLOVERFILED’ın hikayesine paralel bir zaman diliminde ülkenin farklı bir köşesinde yaşananları anlatıyor film. John Goodman’ın kusursuz kötü adam portresi, Elizabeth Winstead’in yükselen yıldızı ve filmin şok edici bir hamleyle bambaşka bir yöne ve türe evrilmesi görülmeye değer.

Albüm | Mehmet Can Mertoğlu

Çünkü o mizah…

İki kısa filminin ardından ilk uzun metrajlı filmi ALBÜM’ün prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan Mehmet Can Mertoğlu, orta sınıf bir Türk çiftinin evlat edinme ve bunu gizli tutmaya çalışma sürecini anlattı. Şebnem Bozoklu ve Murat Kılıç’ın uyumlu performanslarıyla zenginleşen ALBÜM’ün en iyi yanı, Türk toplumunu ve zaaflarını eleştirirken mizahı da unutmayışı.

The Childhood of a Leader | Brady Corbet

Çünkü o ayna…

Funny Games, Melancholia, Simon Killer ve Clouds of Sils Maria gibi birçok filmiyle oyuncu olarak tanıdığımız Brady Corbet, THE CHILDHOOD OF A LEADER ile etkileyici bir başlangıç yaptı yönetmenliğe. Diplomat babası ve Fransız annesiyle Fransız kırsalında geçirdiği dönemde I. Dünya Savaşı’nın son günlerine tanık olan bir çocuğun 20. yüzyıl Avrupa’sının faşist liderlerinden birine dönüşmesine neden olan olayları işleyen filmde Bérénice Bejo, Stacy Martin, Robert Pattinson ve Liam Cunningham gibi isimler rol aldı. Film yalnızca tarihi olayların başarılı ve yaratıcı bir yorumlaması değil, aynı zamanda günümüzde yükselen faşizmin köklerini de inceleyen bir ayna niteliğindeydi. Prömiyerini 2015 yılında Venedik Film Festivali’nde yapan film, geçtiğimiz yılki İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma bölümünde de Jüri Özel Ödülü’nün sahibi olmuştu.

Deadpool | Tim Miller

Çünkü Deadpool…

İki kısa filmi dışında bazı büyük bütçeli prodüksiyonların görsel efektler ekibinde yer alan Tim Miller, Ryan Reynolds’ın yıllardır sıkı sıkı tutunduğu DEADPOOL projesini hayata geçiren yönetmen oldu. Ağzı bozuk süperkahraman Deadpool’un Rhett Reese ve Paul Wernick’in bir an bile temposu düşmeyen ve bir an bile gülümseme ya da kahkahayı eksik ettirmeyen senaryosuyla bütünleşen enerjisi ortaya yılın en iyi süper-kahraman filmini çıkardı. Ryan Reynolds’ı en kısa zamanda bir kez daha Deadpool kostümü içinde görmek isteyenlerin sayısı hiç de az değil – ki devam filmi için hazırlıklar başladı bile.

Hymyilevä mies  / The Happiest Day in the Life of Olli Mäki | Juho Kuosmanen

Çünkü o saflık…

Kısa ve orta metrajlı filmlerinin ardından Finlandiya’nın ulusal kahramanlarından biri olmanın eşiğinden dönen bir sporcunun hikayesi sayesinde tanıştık Juho Kuosmanen’in sinemasıyla bu yıl. Finlandiyalı boksör Olli Mäki’nin gerçek hikayesini anlatan siyah-beyaz film, 1962 Dünya Boks Şampiyonası’nda yaşananlara ve dünyanın en saf, en temiz kalpli ve en mutlu sporcularından birine odaklandı. THE HAPPIEST DAY IN THE LIFE OF OLLI MÄKI, Kuzey Avrupa sinemasını çok iyi temsil eden görüntü yönetimi ve ince mizahıyla kalpleri kazanmayı başandı. Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış ödülünü kazandıktan sonra ülkemizde Filmekimi’nde gösterilen film, Finlandiya’nın Oscar aday adayı olarak seçilse de, kısalisteye kalmayı başaramadı.

Kubo and the Two Strings | Travis Knight

Çünkü o efektler…

Coraline, Paranorman ve The Boxtrolls gibi stop-motion filmlerin animasyon ekibinde çalışmış Travis Knight, ilk uzun metrajlı animasyonu KUBO AND THE TWO STRINGS ile sanatsal ve teknik anlamda kusursuz bir iş çıkardı. Kötü kalpli halaları ve dedesinin lanetinden kurtulmak için uzun bir yolculuğa çıkan, origami konusunda engin yetenekleri bulunan Kubo’nun hikayesini anlatan filmin seslendirme kadrosunda Charlize Theron, Ralph Fiennes, Rooney Mara ve Matthew McConaughey gibi isimler yer aldı. Yalnızca bir animasyon olarak değil, diğer dallardaki başarılarıyla da ödül sezonunu renklendiren KUBO AND THE TWO STRINGS, 1993 yılından beri ilk kez görsel efektleriyle Oscar adayı olan animasyon olmayı başardı, kostüm ve prodüksiyon tasarımıyla da birçok övgü topladı.

Ma vie de courgette / My Life As a Zucchini | Claude Barras

Çünkü o karakterler…

Birçok kısa animasyonun yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlenen Claude Barras’nın ilk uzun metrajlı animasyonu MA VIE DE COURGETTE, 9 yaşındaki ‘Kabakçık’ın annesinin ölümünün ardından yaşamaya başladığı yetimhanedeki günlerini anlattı. Her biri birbirinden sevimli stop-motion karakterleriyle hayran bırakan film, aynı zamanda bir Amerikan animasyonunda nadiren rastlanan olgunluğuyla 65 dakikada fırtınalar kopardı. Film En İyi Animasyon dalında Oscar ve Altın Küre adayı oldu.

Toz Bezi| Ahu Öztürk

Çünkü o doğallık…

5 yönetmenli Kars Öyküleri filminin bir bölümünü yöneten Ahu Öztürk’ün ilk uzun metrajlı filmi Toz Bezi oldu. İstanbul’un orta sınıf ailelerinin evlerine temizliğe giden gündelikçilerin yaşamlarına ve dramlarına odaklanan TOZ BEZİ, Asiye Dinçsoy ve Nazan Kesal’ın doğal ve etkili oyunculuklarıyla yılın en iyi yerli yapımları arasında yerini aldı. Film, geçtiğimiz İstanbul Film Festivali’nin Altın Lale Ulusal Yarışması’nda En İyi Film, En İyi Senaryo ve En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini kazandı.

The Transfiguration | Michael O’Shea

Çünkü herhangi bir vampir filmi değil.

Milo adlı kısa filmiyle ilk uzun metrajlı filmi THE TRANSFIGURATION’ın hazırlığını yapan Michael O’Shea, sinema tarihinin tüm vampir filmlerine saygı duruşunda bulunan bir büyüme hikayesiyle karşımıza çıktı. Vampirliği hiç alışmadığımız bir şekilde, bildiğimiz tüm klişeleri ve kuralları unutturarak yeniden yorumlayan film, Eric Ruffin’in başarılı oyunculuğuyla olduğu kadar onlarca yerinde referansıyla da dikkat çekti. THE TRANSFIGURATION, önümüzdeki günlerde 16. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterilecek.

The VVitch | Robert Eggers

Çünkü herhangi bir cadı filmi değil.

Sinemaya sanat yönetmeni ve prodüksiyon tasarımcısı olarak adım atan Robert Eggers’in ilk filmi THE VVITCH: A NEW-ENGLAND FOLKTALE ya da kısaca THE WITCH, kolonizasyon döneminde, 1630’larda New England’da geçen bir korku hikayesi anlattı. Film birçok eleştirmen tarafından yılın en iyi korku filmleri arasında gösterilmekle kalmadı, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı ve başroldeki genç oyuncusu Anya Taylor-Joy’un performansıyla da övgülere boğuldu.

 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN