‘’Görünüşünüz, yalnızca kalpten bakabildiğinizde berraklaşır. Dışarı bakanlar düş kurar, içe bakanlar uyanış yaşar.’’ – Carl Gustav Jung

FullSizeRender-27

 

kitap - iyerLars Iyer – Wittgenstein Jr. 

Cambridge Üniversitesi’ndeki tuhaf görünümlü yeni mantık hocası, ünlü filozof Wittgensten’a çok benzemekte, bu durum da öğrencilerin dikkatini çekmektedir.  Dersler ilerledikçe sadece görünüşüyle değil, tarzı, hayat görüşü ve derste anlattıklarıyla da öğrencileri etkiler. İyi bir üniversitede okudukları için böbürlenen gençler, hocalarının sözleriyle kafa karışıklığı yaşayarak, bir çok şeyi tekrar gözden geçirmek ve düşünmek zorunda kalırlar. Düşündüren ama sıkmayan, zorlayan ama bunaltmayan, kasvetli ama karamsar olmayan bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Geçen sene ünlü filozof Wittgenstein’ı çalışmak çok ilgimi çekmişti. Kitabı alma sebebim de buydu açıkçası fakat okumaya başladıktan sonra beklentim biraz düştü. Ortalarına yaklaştıkça kitap sardı ancak çok mu beğendim? Hayır. Keyifle okudum ama yepyeni şeyler görmedim, keşfetmedim. Zihnimde daha önce olmayan birtakım şeyler de canlanmadı. Bu türde çok daha iyi kitaplar yazılmıştır diye düşünüyorum.

 

kitap - sirmaProf. Dr. İ. Süreyya Sırma – Müslümanların Tarihi- 3

Serinin üçüncüsü olan kitapta bu kez, Hz. Ebubekir Dönemi’nden başlayarak Emeviler Dönemi’nin sonuna kadar olan süreçten bahsediliyor. Dört Halife Dönemi’nin özellikleri, halifelerin seçiliş şekilleri, toplum yapısı ve son olarak Emeviler’in yaptığı sistem değişikliği, başa gelenlerin özellikleri ve yine toplum yapısı hakkında ayrıntılı bilgiler edinmek mümkün. Tarihi bilgilerin yanı sıra kitapta yazar, düşüncelerini ve eleştirilerini de paylaşmış. Önceden de belirttiğim gibi ne kadarını onaylayıp ne kadarını sorgulayacağınız size kalmış. Bu tip kitapları okurken okurun pasif olmaması, düşünmesi ve muhakemede bulunması gerekli sanıyorum.

 

kitap - jungCarl Gustav Jung – İnsan ve Sembolleri 

Jung’un ölmeden evvel tamamladığı kitabında, rüya ve simgelerden yola çıkılarak insanın ruhsal yaşam öyküsüne ulaşılmaya çalışılıyor. Bilinçdışı sembollerden bahsedilirken, rüyaların uygun ve yerinde anlaşılması için mitoloji ve antropolijinin de öneminden bahsedilerek birçok örnek sunuluyor. Bu konuda çalışan, eğitim alan yahut benim gibi meraklısı olanlar dışında okuyacakların pek de keyif alacaklarını düşünmüyorum. Zira birçok ayrıntı, terim, inceleme, tarih ve tahlil var kitapta. Tüm bunlara rağmen, kolay okunduğunu ve anlaşılır olduğunu belirtmeliyim. Çeviri konusunda yayınevi iyi iş çıkarmış. Bir kitaptan çok, insan ve sembolleri hakkında mini bir ansiklopedi havası olan kitapta çok çarpıcı tespitler vardı. Ama tüm kitabı, aradaki tespitleri yakalamak için kaç kişi okur? Bilemiyorum.

 

kitap - yalvacAhsen Yalvaç – Türk Sineması ve Arabesk

Arabesk kültür kimi çevrelerce aşağılanır. Müziklerini dinleyenler, filmlerini izleyenler ötekileştirilir, pek beğenilmez. Ben de kendimi bildim bileli, onlardan biri oldum. Arabesk müzik dinler, filmleri izlerim. Severim de… Bu kadar okuyan ve düşünen birinin bu tip müzikler dinlemesi ve filmler izlemesiyle başlayan cümlelere pek kulak astığım söylenemez. Bundan olsa gerek Yalvaç’ın kitabını gördüğümde, senelerdir izlediğim filmleri, ucundan da olsa irdeleyecek olmak hoşuma gitti. Filmlerden yola çıkarak irdelenen arabesk kavramı, değişen İstanbul’un sinemaya etkisi, Türkiye’nin modernleşme sürecinin sinemaya yansıması, ‘Tabutta Röveşata’’, ‘’Kasaba’’ ve  ‘‘Güneşe  Yolculuk’’ gibi filmlerde arabeskin değişen kullanımı hakkında yapılan araştırma ve açıklamalar benim açımdan ilgi çekiciydi. Birçok bakımdan değişik bakış açıları da kazandığımı söyleyebilirim. Çok severek okudum.

 

kitap - adamsCarol J. Adams – Etin Cinsel Politikası

Ta daaaam! Sanırım bu ayın en dikkat çeken kitabı ‘Etin Cinsel Politikası’ydı… Eko-feminist olduğunu söyleyen Adams kitabında, hayvanların ete, kadınların cinsel nesenelere indirgenmeleri arasında bir fark olmadığından ve buna karşı mücadele edilmesi gerektiğinden bahsetmekte. Tabii ki bu neredeyse 90 sayfa önsöz ve açıklama yazılmış bir kitap hakkında oldukça kaba bir açıklama olacaktır ancak ayrıntılı bir açıklama için sadece kitabı okumakla kalmayıp, biraz daha araştırma yapmam, sindirmem ve düşünmem gerekir. Eski çağlardan beri et yemenin erkeklikle ilişkili görüldüğü, kullanılan dilin hayvan ve kadın anlayışlarına etkisi, insanın esasen otobur olduğuna ilişkin araştırmalar, reklamlarda verilen mesajlar, kötü muamele ve şiddet gibi konuları iyiden iyiye irdeleyen yazar, okuyucunun zihninde yeni pencereler açıyor. Özellikle moda diye vegan ve vejetaryen olan insanlar okusa iyi olur bence. En azından neyi niçin yaptıkları hakkında kafalarında birtakım düşünceler şekillenir belki. Kitabı okuduktan sonra derhal vejetaryen olmadım, et yediğim için kendimden de tiksinmedim. Öte yandan Adams’ın kitabında yazdıklarının büyük bir kısmı da mantığıma yattı. Ancak bir kitapla tüm hayatını değiştirecek bir insan değilim ben. Tepkisel bir hareketin devamlı olamayacağı, içselleşemeyeceğini düşünürüm hep. İlerde ne olur bilmiyorum ama bu kitapta dikkat çeken, düşünmeyi hakeden ve gerektiren birçok tespit var doğrusu.

 

İlk kez bu kadar az kitap hakkında yazdım. Eskisi gibi okuyamadığım, eskisi gibi hevesli olmadığım için mutsuzum. Bir yandan da bu durumun geçici bir dönem olduğunu yahut belki de başka yeniliklere hazırlandığımı düşünerek biraz içimi rahatlatmaya çalışıyorum. Şu rehaveti üstümden attığım gün feraha çıkacağım artık… 

Bu ayın öne çıkan iki kitabı; İnsan ve Sembolleri ve Etin Cinsel Politikası.

Mevsim sonbahar… Herkese serin, huzurlu ve bol kitaplı günler…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN