‘’Kitaplar yeni tanıdıklarına karşı çok ketum olurlar. Bir kere de onlarla laubali oldunuz mu size malik oldukları her şeyi verirler.’’ Sabahattin Ali

IMG_3914

Kitaplarla olan oldukça laubali ilişkime ve bundan duyduğum mutluluğa binaen, hemen konuya giriyorum;

 

kitap - yusuf atilganYusuf Atılgan- Bütün Öyküleri

‘Aylak Adam’ın bende her zaman çok ayrı bir yeri oldu. Ama bu, ‘Anayurt Oteli’ndeki yalnızlıktan etkilenmeme yahut ‘Canistan’ı elimden bırakamayarak okumama engel değildi elbette. Kitaptaki her öykü  çoğu yönden birbirinden farklıyken, tek ortak noktaları Atılgan gibi bir ustanın elinden çıkmış olmalarıydı. Ben çok severek okudum, özellikle öykü severlere tavsiye ederim.

 

kitap - julio cortazarJulio Cortazar- Cinayeti Gördüm

Belki bir sonraki öyküde konsantre olurum diye pes etmeden okuduğum ancak bir türlü içine giremediğim, dolayısıyla hakkında bir şey hatırlamadığım bir kitap. Biraz mahçubiyet duysam da, yapabileceğim bir şey yok. Öyküler güzel ama bana mı hitap etmedi, üslubu mu uymadı yoksa elektiriğim mi tutmadı yazarla bilemiyorum. Belki birkaç sene sonra tekrar okurum.

 

kitap - murat gulsoyMurat Gülsoy- Nisyan

Murat Gülsoy’u ilk defa okudum ve hayran kaldım! Ölüm döşeğinde bir yazar, yakın zamanı yavaş yavaş unutmakta ancak bölük pörçük hatırladığı anılarını çapıcı bir üslupla, paragraflar halinde okuyucuyla paylaşıyor. Okurken altını çizdiğim satırların yanı sıra, beni en çok etkileyen unutuşu ve ölüme yakınlaşmayı bire bir hissetmem ve benim de aynı süreci yaşamam oldu. Çok beğendim, kesinlikle tavsiye ederim.

 

kitap - anthony burgessAnthony Burgess- Bir Elin Sesi Var

Anthony Burgess kullandığı dil ve üslubuyla beni kendine hayran bırakan yazarlardan biridir. Öyle ki, başka hiçkimseye benzemeyen özgün ve çarpıcı kurguları bile benim için ikinci sırada yerini alıyor. ‘Otomatik Portakal’dan sonra okuduğum ikinci kitabı olan ‘Bir Elin Sesi Var’ da, materyalizme ve dünyanın git gide çürümesine müthiş bir öfke duyan Howard ve karısının öyküsü anlatılmakta. Belirtmeme gerek var mı bilmiyorum ama elbette çok beğendim.

 

kitap - oguz atayOğuz Atay- Oyunlarla Yaşayanlar 

Doğu ile batı arasında kalmış, değişen ölçüt ve hedeflerin ortasındaki Türk aydının bunalımını anlatan, çok sevdiğim Atay’ın yazdığı tek tiyatro oyunudur ‘Oyunlarla Yaşayanlar’. Tam gülümsetir gibi olduğu anda, okuyucusunuu derin bir hüzne boğmasıyla bilinir Oğuz Atay. Bu kitabında da öyle oldu benim için. Altını çizdiğim onca satır ve okuduğum süreçte bir nevi paralel evrende yaşıyormuş gibi hissetmem… Oğuz Atay okumak benim için böyle bir şey.

 

kitap - maya angelouMaya Angelou- Kafesteki Kuş Neden Şakır, Bilirim

Otobiyografi türünde yazılmış, yedi kitabın ilkinde, yazarın üç yaşından ergenliğe kadar yaşadıkları, ırkçılık ve şiddetin gölgesinde anlatılmakta. Okuyucuda ilgi, merak ve biraz da öfke uyandıran bir kitap. Ayrıntılı yazımı Kafkaokur Blog’undan okuyabilirsiniz.

 

kitap - engin gectanEngin Geçtan- Hayat

‘İnsan Olmak’ bana çok şey öğreten, farkındalık sağlayan ve etrafıma farklı bir gözle bakmama yarayan, özel saydığım kitaplardan biridir. ‘Hayat’da, daha ilk satırlardan itibaren, senelerce tekrar tekrar okumak isteyeceğim kitaplardan biri olacağını bana hissettirdi. Satırların altını çizmekten ve düşünmekten, büyük bir keyif alırcasına yoruldum. Kişisel gelişim kitabı okumak yerine böyle kitaplar okunsa, yaşanılan farkındalıklar belki sayı olarak fazla olmayacak kişide ama, eminim ki derinlik ve etki bakımından çok şey farkedecek.

 

kitap - william gaddisWilliam Gaddis- Agapeye Ağıt

Modernitenin insanı köklerinden, özgünlüğünden koparmasını ve sanatın mekanikleşmesi derin bir hüzün ve öfkeyle anlatan bilinç akışı tekniğle göze çarpan oldukça farklı bir kitap ‘Agapeye Ağıt’. Okuması da pek kolay olmadı benim için. Bahsettiği konunun derinliği ya da kullanılan teknik bunun sebebi olabilir. Konuya hakim, ilgisini çeken ve belki bu konuda çalışmalar yapan kişiler için es geçilmemesi gereken bir kaynak olduğunu düşünüyorum.

 

kitap - caner taslamanCaner Taslaman- Ahlak, Felsefe ve Allah 

Caner Taslaman çalışmalarını modern bilim, felsefe ve din üzerine yapmakta. Kitabın adı, içeriğinin bir özeti. Yazar, bilim, teknoloji ve felsefeden hareketle, ahlaktan yola çıkarak Allah’ın varlığına delliler sunmakta. Arada güzel ve dikkat çeken tespitler olsa da, kitabı tam manasıyla kavradığımı söyleyemem. Bunun sebebi zaten Allah’ın varlığına inanıyor olmam olabilir. Eğer, inanmayan biri olsaydım mutlaka daha eleştirel bir gözle bakar, uyum yahut çelişkileri daha iyi seçebilirdim. Bu yüzden kitap hakkında bir değerlendirme yapmam yanlış olur diye düşünüyorum.

 

kitap - emile ajarEmile Ajar- Kadının Işığı

Yazar, diğer kitaplarından farklı bir kurgu ve üslupla karşımızda. ‘Onca Yoksulluk Varken’ ve ‘Koca Tembel’ sayesinde sıkı bir Romain Gary (Emile Ajar) hayranı olduğumu beni takip edenler gayet iyi biliyor. İki kitabında da yalnızlık ve dostluk üzerinde duran yazar, bu sefer kadın- erkek ilişkisine değinmiş. Bu sefer ki anlatımı ironiden yoksun, oldukça hüzünlü ve depresif. Ama bu durum altını çizdiğim onlarca satır olmasına engel olmadı tabii ki. Çok sevdim, çok hüzünlendim, çok beğendim. Şu an hatırlamadığım bir yazarın kitabında, Romain Gary’nin en iyi kitabının ‘Kadının Işığı’ olduğunu yazmıştı. En iyi kitabı mı henüz bilmiyorum ama çok iyi olduğu kesin!

 

kitap - sabahattin aliSabahattin Ali- Değirmen

Sabahattin Ali’nin alıştığım ve sevdiğim tarzıyla yazdığı birbirinden güzel ancak, diğerlerine kıyasla kimi biraz daha amatörce görünen öykülerinden oluşan güzel bir kitap ‘Değirmen’. Kitabın başında kendisi de, bazı öykülerinin çok basit olduğundan hatta onlardan utandığından ama yazarlık serüveninde nasıl yol aldığını göstermek açısından paylaştığından bahsetmiş. Ben onun kadar katı düşünmüyorum elbette. Bence yine çok dokunaklı öyküler vardı kitapta. Favorim değil belki ama okunmalı diye düşünüyorum.

 

kitap - maksim gorkiMaksim Gorki- Ana

Rus Devrimi öncesindeki işçi sınıfının yaşantısının anlatıldığı kitapta, sosyalist  oğlu için bu yola baş koyan ve her türlü tehlikeyi göze alarak, bir süre sonra grubun etkin bir üyesi olan bir annenin yaşadıkları ve çevresinde olan olaylara dikkat çekilmekte. Davasına bu derece sahip çıkan karakterlere baktığımda, oldukça tutkulu bir kitap olduğunu düşünüyorum. Söylemeden geçemeyeceğim, okurken, ‘Ne analar var be!’ demekten de kendimi alamadım. Bir Dünya Klasiği olmasından mütevellit okunmalı.

 

Aralık ayında bu kadar çok kitap okumayı düşünmüyordum aslında. Sayı nasıl on ikiyi buldu bilemiyorum. 2014 yılında okuduğum 135 kitap içerisinden öne çıkanları internet sitesinde paylaştım. Merak edenler oradan bakabilirler. Benim aralık ayı favori listem ise şöyle; Nisyan, Bir Elin Sesi Var, Oyunlarla Yaşayanlar, Hayat ve Kadının Işığı.

Her ay bu yazı dizisini yazarken, son paragrafta hep bir yorulmuş, biraz sapşallaşmış oluyorum. Kişinin okumasıyla, okuduğunu anlatması arasında oldukça fark var. Burada çok ayrıntıya girmememe rağmen, her kitabı düşünmeye, hatırlamaya çalışmaya, kafamdaki cümleleri toparlamaya ve bunları doğru, düzenli ve anlaşılır bir şekilde sunmaya çalışıyorum. Çok keyif alıyorum. Keyif aldığım bir şey yapıyor olmak da ayrı bir keyif benim için. Madem bu kadar çok keyiften bahsettim, keyifli günleriniz, haftalarınız olsun. Ben yine okumaya devam edeceğim, herkese bol kitaplı günler…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?