‘’Konuşacak kimse bulamadıkları için kaç kişinin yazar olduğuna, bu yüzden kaç kitap yazılmış olduğuna şöyle bir bakarsak, kitapçıların yalnız insanlar için gidilebilecek en iyi yer olduğunu anlarız.’’ – Felsefenin Tesellisi

Processed with Snapseed.

 

kitap - kuntayMithat Cemal Kuntay – Üç İstanbul

Hayatım boyunca en fazla beş- altı kitap hediye edilmiştir bana. ‘Üç İstanbul’ da bunlardan biri… Adnan adlı genç yazarın hayatının üç dönemine paralel olarak, İstanbul’un üç döneminin anlatıldığı, biraz ağır olmakla birlikte, keyfili ve kült bir kitap. Önceleri hasta annesiyle yoksul bir hayat süren Adnan, sonraki yıllarda İttihat ve Terakki’nin önemli isimlerinden biri olur. Derken, itibarını yeniden kazanmak için Ankara’ya çağrılmayı beklerken mutsuz bir şekilde ölür. Adnan’ın hayatındaki bu kesitler, İstanbul’un İstibdat, İttihat ve Terakki ve Mütareke Dönemlerine denk gelmekte. Ağır bir kitap olmasına rağmen, yazarın dil ve üslubunu çok sevdim ve ilgiyle okudum. Herkesin ilgisini çeker mi bilmiyorum ama hangi eski sahafa girsem, hangi edebiyatçıyla konuşsam, Kuntay’ın bu kitabının Türk Edebiyatı’nın en değerli birkaç kitabından biri olduğunu söylüyorlar. Benden söylemesi.

 

kitap - edguFerit Edgü – Av

Çok severek okuduğum Edgü’nün 1953- 1967 yılları arasında yazdığı öykülerden oluşan, minik ama dopdolu kitap… Yine düşle gerçekliğin iç içe geçtiği, beni yine hüzünlendiren, yazara yine hayran kaldığım ‘Av’, özellikle ağır kitaplardan sonra soluklanmak, fakat bunu yaparken okurun kendine bir şeyler katması açısından kesinlikle tercih edilebilir. Kimi zaman içimi burksa da, Edgü okumak beni hep dinlendiriyor, dinginleştiriyor. Ben böyle hissedince, herkes benim gibi hissedecek zannediyorum. O yüzden yazarın kitaplarını illa ki önermekten kendimi alamıyorum.

 

kitap - toptasHasan Ali Toptaş – Kayıp Hayaller Kitabı

Bazı kitapların adına vuruluyorum. Hele bir de sevdiğim bir yazarınsa, daha okumadan hayran falan oluyorum kitaba. Böyle garip ruh hallerine girmek bitiriyor beni. Biraz olgunluk, biraz dinginlik bekliyorum kendimden ama bazı zamanlarda olmuyor maalesef. Toptaş’ın kendi çocukluk anılarından beslenerek yazdığı kitap, küçük bir çocuğun gözünden dünyayı ve yaşadığı olayları anlatmakta. Böyle yazdığımda gayet basit ve sıradan geliyor kulağa, biliyorum. Aslında olağanüstü hiçbir şey yok kitapta; yazarın anlatımı, dil ve üslubundan başka… Yine olağan olayların, fantastik bir şekilde anlatıldığı, hayalle gerçeğin iç içe girdiği klasik bir Toptaş kitabı bu. Ben ayıla bayıla okudum. Sizi bilemeyeceğim.

 

kitap - boethiusBoethius – Felsefenin Tesellisi

Soylu bir ailenin çocuğu olan Boethius’un hayatı , yaptığı açıklamaların İmparator tarafından yanlış anlaşılması yüzünden, tepe taklak olur. Tutuklanır ve kendisine hiçbir savunma hakkı verilmez. Yaptığı açıklama yüzünden hem kendi hem de ailesinin hayatı kararmıştır. Hücresinde geçirdiği süreçte, mahkemede yapamadığı savunmasını ‘Felsefenin Tesellisi’ nde yapar. Eserinde, felsefeyi bir kadın olarak betimleyen Boethius, ona sorular sorarak yaşamı anlamlandırmaya çalışır. İyi ile kötü, Tanrı, kader, özgür irade gibi konuları irdeleyen eser, tek kelimeyle gerçek bir eser! Açıkçası bir Ortaçağ filozofunun kitabından çok şey beklemeyerek okumaya başladım ama kitabı çok çok beğendim. Çok kafa karıştırıcı, çok beyin cimnastiği gerekiyor, insanın kafasını yoruyor ama bir o kadar da keyif veriyor. Ben, kitabı tam anlamıyla içselleştirebildiğimi söyleyemem zira kolay bir kitap değildi. Ama felsefeyle ilgilenenler kesinlikle okumalı.

 

kitap - tanpinarAhmet Hamdi Tanpınar – Aydaki Kadın 

Tanpınar’ın adını duyunca, ister istemez boğazıma bir şeyler düğümleniyor. Çok hüzünlü, çok içli buluyorum kendisini. Her cümlesinde onunla hemhal oluyorum. Kitaplarını çok seviyorum. Fakat kendisi de, şahsen tanımadan sevdiğim insanlar arasındadır. ‘Aydaki Kadın’, yazarın tamamlayamadığı kitabı. Vefatından sonra, notları arasından derlenip 1987 yılında yayımlanıyor. Hatırlarsanız yazarın aylar evvel okuduğum ‘Mahur Beste’ adlı ilk kitabı da yarım kalmıştı. Mevzusu hayat olan kitap, biraz ‘Huzur’ kitabının esintilerini taşıyor… Romandaki kahraman kimi yerlerde ‘Tutunamayanlar’ın Selim’ini hatırlattı bana. Altını çizdiğim birçok cümle oldu yine, yine hüzünlendim. Çok çok beğendim. Keşke bitirebilseydi…

 

kitap - salingerJ.D. Salinger – Çavdar Tarlasında Çocuklar 

Sonbahar gelir de, ben Holden’la bir teşriki mesaide bulunmazsam olur mu? Olmaz elbette. Bu sefer yine anladım ki, ‘Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı her sene okuyacağım. Ne zamana kadar? İçimdeki iflah olmaz ergeni büyüttüğümde belki iki senede bire indirebilirim, o zaman düşüneceğim.

 

kitap - tournierMichel Tournier – Cuma ya da Pasifik Arafı

Aman Ya Rabbi! Bu nasıl bir kitaptı böyle?!  Tournier bu kitabı nasıl yazmış, o düşünceleri nasıl yazıya dökmüş, nasıl bir kurguyla okura sunmuş ve benim tam da düşündüğüm şeylere nasıl denk gelmiş yazdıkları? Nasıl, nasıl? Kitabı okurken anlamak için bir ton acı çektim ama bir o kadar da keyif aldım. Robinson Crusoe’nun bilindik öyküsünü –ben okumadım-  yeni baştan yazan Tournier, ilginç tespit ve bakış açısıyla okuru iyiden iyiye zorluyor. Robinson’un adadaki yalnızlığı, ötekinin olmayışının onda yarattığı etkiler, kendi cumhuriyetini kurma çabası, ardından Cuma adlı yerliyle karşılaşması, onu ehlileştirmeye çalışması, Cuma’nın tepkileri ve Robinson’un onu izlerken, onunla yaşarken kafasından geçen düşünceler… Bu kitabı anlatmayı nasıl becerebilirim bilmiyorum. Fakat hayatımın o kadar enteresan bir dönemine denk geldi ki, özellikle yalnızlık ve ötekinin önemi noktasında, düşüncelerimi tekrar gözden geçirme ihtiyacı duydum. Tek okumayla anlayabileceğimi sanmıyorum o yüzden birkaç kez daha okurum kitabı. Neyse ki, her okuyuşta yeni fikirler doğuracak, acayip bir eser bu!

 

kitap - abirachedZeina Abirached – Kırlangıç Oyunu 

Birkaç aydır çizgi roman okumuyor, dolayısıyla yazılarımda da bahsetmiyordum. Bu ay çok ağır kitaplar okuyunca, son günleri biraz daha hafif ve rahatlatıcı şeyler okumaya ayırmak istedim. Lübnan asıllı yazar ve çizer Abirached, 1984 yılında Lübnan’da yaşanan iç savaşı, Beyrut’taki bir apartmanda bir grup insanın yaşadıklarından yola çıkarak okuyucuya sunuyor. Ölen insanlar, bomba sesleri, ailesine ulaşamayan çocuklar, birini kurtarmaya çıkıp geri dönemeyen komşular gibi yaşanmış olayların anlatıldığı çizgi roman oldukça hüzünlü ve dramatik. Kitap, Fransa’da oldukça ses getirmiş. Kimilerine göre ‘Persepolis’ten daha iyiymiş. Onu henüz okumadığım için bilemiyorum ama ‘Kırlangıç Oyunu’nu tavsiye ederim.

 

kitap - doksidaisLogicomix – Apostolos Doksiadis

Britanyalı ünlü filozof, matematikçi ve tarihçi Bertrand Russell’ın yaşamından yola çıkarak felsefe, mantık ve matematik konularına eğilen çizgi roman, okuduktan sonra anladım ki, boşu boşuna bu kadar övülmüyormuş! Russell’ın dışında, Frege’den Gödel’e, Hibet’ten Wittgenstein’a 20. Yüzyılın felsefe devleri, hikayede kendini gösteriyor. Mantık ve matematik dünyasının kafasında deli sorular, çılgın filozoflar, kafayı üşüten matematikçiler, Russell’ın özel hayatında yaşadıkları, savaşın düşündürdükleri ve davası için bir ömür harcayan insanlar… Bu kitap bir harika dostum! Herkes sever mi bilmem ama ben, daha önce okumadığıma pişman oldum.

 

Çok sevdiğim eylül ayını bu sene biraz zor geçirdim. Kitapların birkaçı kafamı çok yordu. Çok severek okudum ama bir o kadar da yoruldum. Biraz nefes alayım dedim, çizgi romanları bile yeri geldi yorucu buldum. Bu ayın öne çıkan birkaç tane kitabı yok. Çünkü kitapların hiçbirini birbirinden ayıramıyorum. Bu anlamda eylül ayını yorucu fakat oldukça verimli bulduğumu da söylemem gerekir. Biliyorum sizler en azından birkaç kitap tavsiye etmemi bekliyorsunuz ama bu ay bunu yapamayacağım. Çünkü birini söylesem, diğerine haksızlık etmiş gibi hissedeceğim. Artık yazdıklarımdan yola çıkarak, herkes hangi kitap öne çıkıyorsa ona kendi karar verecek.

Böylece, dokuz tane kitabı bomba gibi bırakıyorum kucağınıza. Ne yapacağınızı siz düşünün! Gelecek aya kadar bol kitaplı, huzurlu günler…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

FAVORİ YAZILAR