‘’Yalnızlık bağımsızlıktır, yalnızlığı arzulamış, uzun yıllar içinde onu ele geçirmiştim. Soğuktu bu yalnızlık, orası öyle, ama sessizdi, yıldızların içinde dolanıp durduğu uzay gibi harikulade sessiz ve büyük.’’ – Hermann Hesse

FullSizeRender

 

kitap - ajar 1Emile Ajar – Uçurtmalar

Emile Ajar’ın külliyatını bitirmeye az kala, bu sefer de elime ‘Uçurtmalar’ı aldım. Alman işgali sırasında Fransa ve Polonya’da geçen hikayede, amcası uçurtma ustası olan bir gençle, bir kızın aşkı anlatılıyor. Ajar’ın kitabında bu sefer özgün bir kurgu var ancak, dil ve üslubunun beni bu kez pek de etkilediğini söyleyemeyeceğim. Çok güzel bir kitap, dokunaklı bir konu, güçlü cümleler var ama bu sefer sanki duygusu az kalmış. Bilemiyorum, belki bunda yazarın gerçek adıyla (Romain Gary) yazmasının etkisi vardır. Evet, usta işi bir roman olabilir ‘Uçurtmalar’ ama bu, yazarın bazı kaygılar gütmediği ve bunun kalemine yansımadığı manasına gelmiyor. Ama neticede Emile Ajar’dır, okunur.

 

kitap - cemil mericCemil Meriç – Kültürden İrfana 

Çok sevdiğim ve saydığım düşünce adamı Cemil Meriç’in de külliyatını tamamlamama az kaldı. Ama bu, onu okumanın sonunu getirmiyor elbette. Zamansız, mekansız okunacak bir yazar ve şüphesiz, anlamak için birkaç kez okumak gerekiyor. Meriç’in diğer kitaplarında Batı- Doğu, Batı- Türkiye, Batı- Hint ve Hint- Türkiye karşılaştırmalarını görmüş, okumuştum. Bu kitabıyla yazar, bu sefer de Batı kültürü ile İslam irfanını karşılaştırmakta. Önceki kitaplarında kültür hakkında yazdığını ve uğraştığını belirten Meriç, bu kitabıyla birlikte irfanın üzerine eğileceğini belirterek, okuruna yine enfes bir kitap sunuyor. Meriç, önyargılardan kurtularak özgürce düşünebilmeyi öyle güzel gösteriyor ki kitaplarında, anlayanlar ve kendini geliştirmek, farklı bakış açıları kazanmak isteyenler için kesinlikle bire bir.

 

kitap - hesseHermann Hesse – Bozkırkurdu

Harry Haller orta yaşlarda, toplumun değer yargılarına uyum sağlayamayan, hayatından bir türlü memnun olmayan bir adamdır. Harry’e göre kişiliği ikiye bölünmüştür; biri insancıl, yani toplumla uyumlu; diğeri ise bozkırkurdu olarak adlandırdığı yalnız ve uyumsuz tarafıdır. Özetlemek gerekirse kitapta, Harry’nin bu iki tarafının bitmeyen savaşımından bahsedilmekte. Özellikle ilk sayfalardaki monologlar oldukça dikkat çekiciydi. Ruhun iki yönünün savaşı, olaylar ve durumlar karşısında hangisinin nasıl öne çıktığı çok iyi işlenmiş. Hesse, elbetteki çok iyi bir yazar. Bu, kitabında da göze çarpıyor. Öte yandan, kitaptaki karakterin, yazarın kendisi olduğunu söyleyenler de var. Eh, Hermann Hesse ve Harry Haller isimleri arasındaki benzerlik gözden kaçacak gibi değil. Karamsar ve düşündürücü olduğu kesin ancak kesinlikle okunası bir kitap.

 

kitap - horneyKaren Horney – Çağımızın Nevrotik Kişiliği 

Sevdiğim az insan var. Arkadaşım ise daha da az. Ama olanlar da hastır gerçekten. Benim hangi kitabı seveceğimi bilen de azdır. O yüzden Horney’in bu kitabı bu anlamda da özeldir benim için çünkü hediyedir. Bilirsiniz Freud okurum ve çok severim. Horney’i de az çok okumuşluğum vardır ama ilk kez bu kadar ayrıntılı okudum. Cümlelerin altını çizmekten, not almaktan, paragraf işaretlemekten bir hal oldum! Kesinlikle müthiş bir kitap! İnsanın hem kendi hem de çevresi hakkında düşünmesini, bazı olay ve durumları farketmesini ve özellikle kendi sınırlarını çizmesine yardımcı olacak bir kitap diye düşünüyorum. Hele ki psikolojiye ilginiz varsa kesinlikle okuyun.

 

kitap - zweigStefan Zweig – Satranç

‘Satranç’ı okumamış olan var mı aranızda? Hala? Hele ki benim yazılarımı takip ettiği halde okumayanlar varsa hakikaten ayıp ederler. Ben bu ay kitabı tekrar okudum, Zweig’a tekrar hayran kaldım ve ‘Satranç’ kuşkusuz yazarın en sevdiğim iki öyksünden biri… Daha da bir şey demem.

 

kitap - cundiogluDücane Cündioğlu – Arasokakların Tarihi 

Açıkçası kitabı, İstanbul’un arasokaklarının anlatıldığını düşündüğüm için almıştım fakat yanılmışım. Cündioğlu, arasokağı bir metafor olarak kullanmış. Şöyle ki; tarihi öğrenmek için anı ve hatırat okumanın önemine dikkat çekiyor kitabında. Tabir-i caizse, anayola çıkmak için önce arasokakları keşfetmek gerektiğini vurguluyor. Kesinlikle çok keyif alarak okudum kitabı. Anı, hatıra ve günlük okumayı oldum olası çok severim. Güvenilirliği, tarih kitaplarından daha fazladır. Kitabı okursanız, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınızdır.

 

kitap - ajarEmile Ajar – Polonya’da Bir Kuş Var

Jean-Paul Sartre’ın o zamana kadar yayımlanmış en iyi savaş kitabı olduğunu söylediği roman, Polonya’da Alman işgaline direnen gizli bir örgüt ve o örgüt için çalışan iki genç arasında geçen dokunaklı bir aşk hikayesini konu almakta. Bu kitapta Ajar’ın ironik anlatımına rastlamak pek de mümkün değil. Öte yandan, içinde her ne kadar aşk olsa da bu kitap baştan aşağı bir savaş romanı. Güzel, etkileyici ve akıcı bir kitap ancak ben Ajar’ın diğer kitaplarından aldığım keyfi bundan da pek alamadım, maalesef.

 

İsmet Özel – Cinayetler Kitabı

İsmet Özel şiirlerini ilk kez okudum. Ne kadar ‘Erbain’ kitabı gözümün önünde sürekli duruyor olsa da, henüz okumak kısmet olmadı. ‘Cinayetler Kitabı’nı ise çok çok beğendim. Okuduğum, sahaflardan edindiğim ilk basımdı o yüzden yeni basımı var mıdır bilemiyorum. İnsanların yaptığı işteki başarısıyla, karakter yapısı ve yaşayış tarzını ayrı değerlendirmeyi öğreneli çok oldu. Entelektüel gelişim için çok faydalı, tavsiye ederim.

 

kitap - hamidullahMuhammed Hamidullah – İlk İslam Devleti

Hamidullah’ın diğer kitaplarında bulunmayan bilgilerin başlıklar altında toplanıldığı ve maddelere ayrılarak düzenlenen, Fransızca’dan çevrilen oldukça kolay okunan, anlaşılır bir kitap. Özellikle son yıllarda, ortada bilip bilmeden konuşan birçok kişi varken, özellikle dini konularda okuma yapmak isteyenlerin, zorlansalar dahi, güvenilir kaynaklara başvurması şart. Muhammed Hamidullah da bunlardan biri. Daha evvel okuduğum kitaplarında sadece bilgi, birikimiyle değil, akıcı anlatımıyla da türünde, sevdiğim yazarlar arasında yerini almıştı. İlgilenenler keyifle okuyacaklardır.

 

Nedense bu ay son paragrafta söyleyecek bir şeyim yok… İlkbahar alerjsiyle birlikte geldi, canı sağ olsun. Havaların ısınmasıyla evsizler, sokak hayvanları, açık havada çalışmak zorunda kalanlar üşümeyecek. Bu, sevindirici bir şey. Ama ben, her sene yaz geliyor diye bunalmaktan hakikaten çok sıkıldım! Elimden de bir şey gelmiyor… İnsan uğraşsa da alışamıyor işte bazen. Yani anlayacağınız, bu aralar pek keyifli sayılmam. 

Mart ayının öne çıkan kitaplarına gelince; Bozkırkurdu, Çağımızın Nevrotik Kişiliği, Satranç ve Arasokakların Tarihi… Gelecek ay görüşmek üzere, herkese bol kitaplı günler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?