‘’Reklamlarla her birimize bir nesne daha satın alarak kendimizi ya da yaşamlarımızı değiştirmemiz önerilir. Aldığımız bu yeni nesne der reklam, sizi bir bakıma daha zenginleştirecektir – aslında o nesneyi almak için para harcayarak biraz daha yoksullaşacak olsanız bile! Reklam, yüzeysel görünüşü değişmiş, bunun sonucu olarak kıskanılacak duruma gelmiş insanları göstererek bizi bu değişikliğe inandırmaya çalışır. Kıskanılacak durumda olmak, çekici olmak demektir. Reklam çekicilik üretme sürecidir.’’ – Görme Biçimleri, John Berger

FullSizeRender-24

 

kitap - saroyanWilliam Saroyan – İnsanlık Komedyası

Macauley Ailesi’nin büyüme sancıları çeken ferdi Homer’ın gözünden anlatılan hikayede, II. Dünya Savaşı’nın Amerikan halkı üzerindeki etkisi, yıkılan umutlar, dağılan aileler, hastalıklar, yaşam gailesi ve aşk gibi konular işlenmekte. Saroyan’ın daha önce okuduğum öykü kitabında da dil ve üslubuna hayran kalmış, en dramatik yahut şiddetli olayları dahi saflıkla irdeleyişinden çok etkilenmiştim. Kitaptaki kahramanların yaşadığı olayların yanı sıra, savaşa dair yapılan yorumlar da enfesti. Saroyan’ı çok severek okuyor, ironik anlatımı, yalınlığını ve saflığını çok seviyorum.

 

kitap - pamukOrhan Pamuk – Kara Kitap

Orhan Pamuk hayranı olduğumu söyleyemem. Son çıkan kitaplarını heyecanla takip ediyor, tüm külliyatını okumak için yanıp tutuşuyor da değilim ama en ortalama bulduğum kitabını dahi okumayı seviyorum. Sanıyorum bunda en önemli etken, şimdiye kadar okuduklarımın hepsinde öne çıkan İstanbul ve İstanbul insanı tasvirleri. Ancak ‘Kara Kitap’ta buna, karmaşık kurgu ve karanlık hava da eklendi. Avukatlık yapan Galip, karısı Rüya tarafından terkedilince, şehrin her yerini dolaşıp karısına dair ipuçları toplamaya çalışır. Derken, gazetecilik yapan kardeşi Celal’in de kayıp olduğunu öğrenir. Karısının kardeşiyle olduğundan şüphelenir ve araştırmalara başlar. Bir süre sonra da kendini Celal gibi yaşar ve düşünürken bulur… Diğerlerinden farklı ve ilginç bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Şimdiye kadar okuduğum Orhan Pamuk kitapları içerisinde ilk sırada ‘Kara Kitap’ var. Şimdilik…

 

kitap - tournierMichel Tournier – Veda Yemeği

‘Cuma ya da Pasifik Arafı’nı okuduktan sonra Tournier’nin diğer kitaplarını da okumaya karar vermiştim. Bu kitabında ayrılmaya karar veren bir çiftin, vereceği veda yemeğine dostlarını davet etmesi ve onlardan dinledikleri hikayeleri konu alıyor. Kitapta konu olarak bir bütünsellik olsa da, her konuğun anlattığı hikaye farklı başlıklar altında paylaşıldığından bir öykü kitabı izlenimi de yaratıyor. Öykülerde metaforlar, çeşitli kitaplara ve sanat eserlerine göndermeler yer alırken, okuyucuya düşünsel anlamda da birçok şey katmakta. Bu düşünceler hayatın içinden aşina olduğumuz kavramları konu aldığı kadar daha üst düzey felsefi düşünceleri de içeriyor. Tabii severek okumamın, öykülerdeki kurguları beğenmemin yanı sıra bu düşünce seviyesine ne kadar çıkabildiğim de tartışılır. Ama şu bir gerçek ki anlayayım ya da anlamayayım, Tournier’nin tarzı ve tavrında bendeki okuma güdüsünü tetikleyen bir şeyler olduğu bir gerçek.

 

 kitap - baronyanHagop Baronyan – İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti

Hayalimde, hiç görmediğim ve bundan sonra da görmemin imkansız olduğu o eski İstanbul’un izlerini bulmak için birkaç sene çeşitli mahallelerde dolaşıp, birçok fotoğraf çektim. Eski İstanbul resimlerinin olduğu, o dönemde semtler hakkında yazılan yazıların bulunduğu birkaç kitap edindim. İstanbul’un o eski haline bakıp da şimdiki durumuna üzülmemek elde değil. Ne var ki mazi, mazide kaldı çoktan… Ben de teselliyi kitaplarda arıyorum. ‘İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti’, 19. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul’un mahallelerinde yaşanan günlük olayları, sınıfsal farklılıkları, insani ilişkileri ve Ermeni toplumunun olaylar karşısındaki tutumunu inceden eleştiren, mizahi bir kitap. Hiciv ve mizahı sıkça kullanan Baronyan’ın o dönemlerde sansüre direndiğini unutmazsak, kitaptaki eleştirilerin pek de yumuşak olmadığını anlayabilirsiniz.

 

kitap - cioranEmil Cioran – Doğmuş Olmanın Sakıncası Üzerine 

Çok sık olmamakla birlikte bazı kitapları adından ötürü okumak istediğim olur. ‘Doğmuş Olmanın Sakıncası Üzerine’, adından da anlaşıldığı gibi doğmuş olmanın sakıncalarına dair maddeleri sıralamıyor. Cioran’ın hayat, aşk, ölüm, doğum yani insan ve insana dair her şey hakkında düşündüklerini birer aforizma gibi olmasa da denemeyi anımsatan bir tarzda okuyucuya sunuyor. Etkileyen ve ilgimi çeken cümleler olsa da ‘Çürümenin Kitabı’nı okurkenki tadı alamadığımı belirtmem gerekir.

 

kitap - bergerJohn Berger – Görme Biçimleri

BBC kanalında yayınlanan konuşmalardan yola çıkılarak oluşturulan kitapta bilmediğimiz, günlük hayatımızda karşımıza çıkmayan belki de hiçbir şey yok. Fakat gördüğümüz şeyi nasıl algıladığımıza, zihnimizde ne gibi imgeler oluştuğuna yahut görme eylemiyle alakalı kavramların içeriğine yönelik bakış açımızı genişletecek çokça açıklama ve örnekleme bulunuyor. Özellikle çıplaklıkla nü arasındaki farkları ve reklamla ilgili kısımları çok severek okudum. Çeviride birtakım sıkıntılar var mıydı? Orjinalini okumadan bir şey diyemiyorum. Bununla birlikte kitabı bir kez daha özgün dilinden okumayı düşünüyorum.

 

kitap - gulsoyMurat Gülsoy – Baba, Oğul ve Kutsal Roman

‘Nisyan’dan sonra en sevdiğim Gülsoy kitabı… Neden mi? Kurguda sürprizler, rüya-gerçeklik iç içeliği, hikaye içinde hikaye olmasıyla birlikte Atay’dan Nobokov’a, Kafka’dan Tanpınar’a yapılan atıflar, benim gibi bir okuyucuyu etkilemek için birebir. Halbuki kitapta, orta yaşlardaki yalnız bir yazarın aşk hayatı ve içsel yolculuğu konu ediliyor. Yani, anlaşılacağı gibi pek de farklı ve ilginç bir konu değil. Ama Gülsoy’un üslubu o kadar yalın ve akıcıydı ki elimden bırakamadan keyifle okudum. ‘Nisyan’dan sonra o derece beğendiğim bir kitabı olmamıştı açıkçası. Ta ki buna kadar.

 

kitap - cioran 2Emil Cioran – Burukluk

Asi, dikkafalı, cesur ve huysuz bulduğum Cioran’ı Thomas Bernhard’a benzetirim biraz. Böyle yazarları okumaktan büyük keyif alıyorum. O yüzden bu yazarların son kitabını çok sevmesem dahi okumaktan bir türlü vazgeçemiyorum. ‘Burukluk’, Hasan Ali Toptaş’ın da bahsettiği ve etkilendiği kitaplardan biri olduğu için merak ettim. ‘Doğmuş Olmanın Sakıncası Üzerine’de olduğu gibi, benzer konulardan yine benzer şekilde aforizmavari cümlelerden oluşmakta. ‘Çürümenin Kitabı’ hala ilk sırada…

 

kitap - gezikErdal Gezik – Alevi Kürtler

O kadar enteresan insanlar var ki okuduğum kitaplarla kavga ediyorlar ya da şunu okuyorsam kesin böyleyimdir gibi bazı afaki ve dolayısıyle saçma yargılarda bulunabiliyorlar. Ne Aleviyim, ne de Kürt. Sadece meraklıyım ve bilmek, anlamak istiyorum. Bu kadar… Paranoyak düşüncelerinizi alın ve lütfen,  mahkemecilik oyununuzu başka yerde oynayın. Adından da anlaşılacağı gibi yazarın, geçmişten günümüze Alevi Kürt kimliği üzerine yaptığı kapsamlı araştırmaları topladığı kitabında, Şeyh Sait İsyanı’ndan Dersim Olaylarına, Alevi-Sünni ilişkilerinden aşiret ilişkilerine kadar birçok konuya değiniliyor. Yazarın çok fazla ayrıntıya girdiğini söyleyemem o yüzden de rahat okunan bir kitap. Kimin ilgisini çeker kimin çekmez, bilemem. Tercih meselesi.

 

Alerji, migren ve yorgunluk bana baharla birlikte geliverirken, tüm bunların bir tezahürü olarak huysuzluğu da beraberinde getiriyor ne yazık ki… İlkbaharın tadını çıkaramayanlardanım ben. 

Bu ayın öne çıkan kitapları; İnsanlık Komedyası, Kara Kitap, Veda Yemeği, Görme Biçimleri ve Baba, Oğul ve Kutsal Roman… Bunların içerisinden de bir tek kitap seçecek olsam bu, Görme Biçimleri olurdu.

Okuyalım, düşünelim, tartışalım. Kardeşlik edebiyatı yapmaya gerek yok huzurlu yaşamak için. Sevgi yumağı olmak da zorunda değiliz. Birbirimize tahammül ve saygı göstersek kafi. Gelecek aya kadar huzur ve kitaplarla…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN