90. Akademi Ödülleri, Oscarlar yani, 4 Mart Pazar gecesi dağıtılacak. Eğer geçtiğimiz yıl sinema açısından tembel bir yıl geçirdiyseniz ve bir an önce eksiklerinizi kapamak istiyorsanız, törenin tam 10 gün öncesinde, 10 filmlik bu listeyle biz ödül sezonu takipçilerine yetişmeniz mümkün.

Ödül sezonunu yakından takip ediyorsanız ve filmleri sinemada izlemeyi tercih ediyorsanız, her yıl Oscar töreni öncesi maça biraz hazırlıksız çıkmak zorunda kalabiliyorsunuz. Adaylar, özellikle de En İyi Film adayları arasında yer alan birçok filmin Türkiye vizyon tarihi için şubat ayı (pazarlama stratejisiyle, afişine ‘x dalda Oscar adayı’ yazabilmek adına) bekleniyor, hatta bazıları bahar aylarına kadar salonlara uğramıyor. Fakat bu yılki durum biraz daha iyi sayılır; 9 En İyi Film adayı arasından 3 filmi Filmekimi’nde, 2 filmi yaz aylarında vizyonda, 1 filmi de Ocak ayının ilk günlerinde vizyonda izleyebildik. Kalan filmler de şu sıralar ya !f programında ya da salonlarda izleyiciyle buluşuyor. Bu söylediklerim tabii ki teknolojinin avantajlarından faydalanıp evinde film izlemeyi tercih edenler için pek bir şey ifade etmiyor. Kısacası demek istediğim, bu yıl Oscar töreni öncesi hazırlıksız olmak için hiçbir bahaneniz yok!

Yine de türlü sebeplerden 2017’yi pek bir şey izleyemeden geçirdiyseniz, Oscarlar öncesindeki son 10 günü en verimli şekilde kullanabilir, sizin için seçtiğim ve her seçimi üçer nedenle desteklediğim aşağıdaki 10 filmle yılın tablosuna aşağı yukarı hakim olabilirsiniz:

“Durumum o kadar da kötü değilmiş!” dediyseniz, bu listeye hemen 5 filmlik bir ekleme daha yapayım: (1) Vizyondaki I, Tonya‘nın aday iki oyuncusundan özellikle Allison Janney’nin ödüle ulaşma ihtimali çok yüksek. Filmin 3 adaylığı var. (2) Vizyondaki Pixar animasyonu Coco‘nun En İyi Animasyon ödülü garanti. Filmin 2 adaylığı var. (3) Star Wars: The Last Jedi teknik bir kategoride sürpriz yapabilir. Filmin 4 adaylığı var. (4) Baby Driver, kurgu ve ses kategorilerden en az birini ödüle çevirirse, şahsen çok mutlu olacağım. Filmin 3 adaylığı var. (5) En İyi Film adaylarından hiç eksiğim kalmasın diyorsanız, 90’larda kalmış bir anlayışla çekildiği, sinema adına hiçbir yenilik vadetmediği için benim hiç hazzetmediğim Steven Spielberg filmi The Post. Filmin 2 adaylığı var.

Yazının önümüzdeki hafta yayınlanacak ikinci bölümünde 24 kategorideki Oscar tahminlerimi bulacaksınız.

***

Call Me by Your Name | Luca Guadagnino

4 Adaylık: Film, Uyarlama Senaryo, Erkek Oyuncu (Timothée Chalamet), Orijinal Şarkı

En İyi Film adaylarıyla başlayalım; The Post dışında, bu kategorideki tüm filmlerin toplamda en az dört adaylığı ve en az bir kategoride güçlü bir ödül olasılığı bulunduğundan, 9’undan 8’ini listeme dahil ettiğimi göreceksiniz. Benim için 2017’nin en iyisi olan Call Me by Your Name, André Aciman‘ın aynı adlı romanının uyarlaması. 80’lerde Kuzey İtalya’nın huzur verici, yaz mahmurluğunun etkisi altındaki bir kasabasında Amerika’dan gelmiş bir ailenin 17 yaşındaki oğlu ve bu aileyi yaz stajı için ziyaret eden bir yüksek lisans öğrencisi arasındaki aşkı anlatıyor roman ve film. Hepimizin bir şekilde tattığı o saf duyguları, hayal kırıklıklarını, karın ağrılarını, baş dönmelerini, iç yangınlarını, gündüz düşlerini, ıslak rüyalarını ve göz yaşlarını doğal ve içten bir şekilde verdiği yetmiyor, bir de tüm bunların üzerine İtalya’nın güzelliklerini ekliyor.

Call Me by Your Name‘i, bir yıldızın doğuşuna tanıklık edip Timothée Chalamet ile tanışmak, Michael Stuhlbarg‘ın monoloğuyla göz yaşlarına boğulmak ve ilk aşık olduğunuzda hissettiklerinizi hissetmek için izlemelisiniz.

Darkest Hour | Joe Wright

6 Adaylık: Film, Erkek Oyuncu (Gary Oldman), Görüntü Yönetimi, Prodüksiyon Tasarımı, Kostüm Tasarımı, Makyaj ve Saç Tasarımı

Darkest Hour, II. Dünya Savaşı sırasında İngiliz hükümetinin değişerek Winston Churchill’in siyaset sahnesine geri dönüşünü ve ülkeyi bu zor dönemde nasıl yönettiğini anlatıyor. Savaşı görmediğimiz bir savaş filmiyle kostümü olmayan bir Joe Wright kostümlü draması arasında bir yerlerde… Filmin yıldızı o denli Gary Oldman ki, gözleriniz ne başka bir oyuncuyu ne de filmin azımsanamayacak sayıdaki hatalarını görecek. Eğer The Iron Lady ve Lincoln filmlerinden en az birini sevdiyseniz, duayen bir oyuncunun politik bir figürü ağır makyaj altında canlandırışını bazı şeyleri görmezden gelerek takdir edebileceksiniz demektir. Beklentilerimizin üzerinde adaylık elde edişine bakılırsa Akademi’nin bir hayli beğendiği filmin bunlardan en az ikisini ödüle çevirmesi olası.

Darkest Hour‘ı Gary Oldman’ın dönüşümüne şaşırıp kalmak, Christopher Nolan’ın Dunkirk filmini izlemeden önce biraz tarih dersi çalışmak ya da izledikten sonra denizin diğer kıyısında neler yaşandığını daha iyi anlamak için izlemelisiniz.

Dunkirk | Christopher Nolan

8 Adaylık: Film, Yönetmen, Kurgu, Görüntü Yönetimi, Orijinal Müzik, Prodüksiyon Tasarımı, Ses Kurgusu, Ses Miksajı

The Dark Knight Üçlemesi, Inception ve Interstellar gibi filmleriyle günümüzün büyük bütçeli bilimkurgularında harikalar yaratan yıldız yönetmen Christopher Nolan’ın 2017’deki filminin ne olacağını duyduğumuz anda, çok geç kalmış o ilk En İyi Yönetmen Oscar adaylığını kapmak için geldiğini anlamıştık. Nolan, bilimkurgu sularından Manş Denizi’nin sularına atlamaya ve Akademi’nin en çok sevdiği konulardan birine, II. Dünya Savaşı’na el atmaya karar vermişti. Dunkirk, savaş sırasında İngiliz ordusunun karşılaştığı en büyük zorluklardan birini konu alıyor. Düşman ve deniz arasında sıkışıp kalan binlerce askerin nasıl kurtarıldığının kahramanca öyküsü, Nolan’ın elinde tabii ki bir teknik şova dönüşüyor.

Dunkirk‘ü bir an bile düşmeyen temposuna kapılmak, sinema filmlerinde ses işçiliğinde çıtanın tam olarak nereye yükseldiğini duymak ve Hans Zimmer’in olağanüstü müziklerini dinlemek için izlemelisiniz.

 

Get Out | Jordan Peele

4 Adaylık: Film, Yönetmen, Orijinal Senaryo, Erkek Oyuncu (Daniel Kaluuya)

Birçok kategoride kazanacakları tahmin etmek oldukça kolay olsa da, En İyi Film cephesinde durum bir hayli zor bu yıl. Dört ayrı yapımın büyük ödüle uzanma ihtimali var ve hepsini destekleyici bir fikir üretmek mümkün. Bunlardan biri de Get Out. ABD’de siyahilere karşı olan ırkçılığı alıp, iyi bir senaryoyla psikolojik gerilimi kademe kadame yükselten iyi bir filme dönüştüren Jordan Peele, ilk yönetmenlik deneyiminde büyük bir başarı yakaladı. Get Out‘un başrolünde Black Mirror‘ın ilk sezonundan tanıyabileceğiniz Daniel Kaluuya var. Karanlık ve doğaüstünün ön planda olduğu gerilim filmlerinden farklı, yaratıcı bir film karşımızdaki.

Get Out‘u günümüz ABD’sindeki ırkçılık konusunun (ve porselen kaşıkların) nasıl bir gerilim filmi unsuru olarak başarıyla kullanılabildiğini görmek, türün sınırlarını zorlayan bir film izlemek ve komedyen kimliğiyle fazla ciddiye almamış olabileceğiniz Jordan Peele’e bu ilk filminin ardından bakışınızı değiştirmek için izlemelisiniz.

 

Lady Bird | Greta Gerwig

5 Adaylık: Film, Yönetmen, Orijinal Senaryo, Kadın Oyuncu (Saoirse Ronan), Yardımcı Kadın Oyuncu (Laurie Metcalf)

En İyi Film seçilme şansı az da olsa mevcut filmlerden biri Lady Bird, kadın sinemacılar için önemli bir yıl olan 2017’nin en iyi film adayları arasında bir kadın tarafından yönetilmiş tek film. Özellikle Noah Baumbach ile oyuncu ve senarist olarak yaptığı işbirlikleriyle tanıdığımız Greta Gerwig‘in yönettiği ve Saoirse Ronan‘ın adeta kendisinin geçmişini canlandırdığı film, yılın doğallığıyla öne çıkanlarından. Film, 2000’lerin başında, Sacramento’dan ayrılma ve üniversite okuma hayalleriyle yaşayan, ailesinin maddi durumunun buna pek de imkan vermediği, kendini ‘Lady Bird’ olarak tanıtan 17 yaşındaki Christine’i anlatıyor. Greta Gerwig, Akademi tarihinde En İyi Yönetmen kategorisinde adaylık elde eden (sadece) beşinci kadın oldu.

Lady Bird‘ü zaten oyuncu ve senarist kimliği sayesinde halihazırda hayranı olduğunuz Greta Gerwig’e biraz daha hayran olmak, 2000’lerin başına ve/veya lise yıllarınıza geri dönerek nostaljik anlar eşliğinde duygulanmak ve günümüz sinemasında anne-kız ilişkisini en iyi yansıtan filmlerden birini kaçırmamak için izlemelisiniz.

Phantom Thread | Paul Thomas Anderson

6 Adaylık: Film, Yönetmen, Erkek Oyuncu (Daniel Day-Lewis), Yardımcı Kadın Oyuncu (Lesley Manville), Orijinal Müzik, Kostüm Tasarımı

Boogie Nights, Magnolia ve There Will Be Blood gibi ‘büyük’ filmlerin yönetmeni Paul Thomas Anderson, destansı anlatımlarının ve tuhaf karakterlerinin arasına bu yıl bir yenisini ekledi. Phantom Thread, basitçe 1950’lerin Londra’sında oldukça popüler bir moda evinin sahibi olan tasarımcı Reynolds Woodcock’un yaşamının hayatındaki iki kadınca nasıl yönlendirildiğini anlatıyor. Ablası Cyril ve sevdiği kadın Alma arasındaki savaşın tek piyonu olan Reynolds’ın hikâyesinde metod oyuncusu Daniel Day-Lewis bir kez daha rolünü fazlasıyla ciddiye alıyor. Phantom Thread‘i benim için yılın en iyi filmlerinden biri yapansa bu ciddiyetin üzerine kostümler ve müziklerin etkisinin eklenmiş olması. Adaylar açıklandığında beklediğimizden çok daha fazla kez adını duyduğumuz film, gönül ister ki ödül töreninde de aynı şekilde şaşırtsın.

Phantom Thread‘i Paul Thomas Anderson sinemasına bir kez daha aşık olmak, kostüm ve müziklerin bir filme nasıl katkıda bulunabileceğini görmek ve Vicky Krieps ile tanışmak için izlemelisiniz.

The Shape of Water | Guillermo del Toro

13 Adaylık: Film, Yönetmen, Orijinal Senaryo, Kadın Oyuncu (Sally Hawkins), Yardımcı Erkek Oyuncu (Richard Jenkins), Yardımcı Kadın Oyuncu (Octavia Spencer), Kurgu, Görüntü Yönetimi, Orijinal Müzik, Prodüksiyon Tasarımı, Kostüm Tasarımı, Ses Kurgusu, Ses Miksajı

Baştan söyleyeyim, The Shape of Water bence yılın hak etmediği bir ilgiyle ve hayranlıkla karşılanan, ödüllendirilen ve ödüllendirilmeye devam eden filmlerinden biri, belki de birincisi. Dile kolay, 13 dalda adaylık… Hatta makyaj ve görsel efekt oyverenleri tarafından da aday gösterilseydi Akademi tarihinde bir rekor kıracak ve bugüne kadar 15 adaylığa ulaşmış ilk film olarak anılacaktı. Soğuk Savaş döneminde ABD’deki bir laboratuvarda geçen filmde, doğaüstü bir yaratık ve dilsiz bir hademenin romantik ilişkisini izliyoruz. Meksikalı yönetmen Guillermo del Toro‘nun o en çok da Pan’ın Labirenti‘nden tanıdığımız büyülü dünyasının kapılarını bir kez daha açıyor açmasına ama sözü geçen filmdekinin aksine bunu büyük bir politik doğruculuk, suya sabuna dokunmayan bir kolaya kaçma ve Hollywood’laşmış, hatta Disney’leşmiş bir üslupla yapıyor. Yine de -özellikle de görsel anlamda- iyi bir film izlediğinizi hissettiriyor size. İyi oyunculuklar, iyi bir tasarım, iyi müzikler var filmde. Vaktinizi boşa harcadığınızı kesinlikle hissetmeyeceğiniz ama eğer ki Guillermo del Toro‘nun sıkı bir takipçisiyseniz hayal kırıklığına uğrayabileceğiniz bir film sadece. En büyük iki ödül için en iddialı film konumunda olması, The Shape of Water‘ı belki de bu listedeki en öncelikle izlenecek film yapıyor.

The Shape of Water‘ı Guillermo del Toro’nun görsel dünyası ve hayalgücüyle tekrar buluşmak, yılın en çok konuşulan filmlerinden birine yabancı kalmamak, tuhaf ve doğaüstü noktalarına rağmen saf, çocuksu ve masalsı bir dünyaya adım atmak için izlemelisiniz.

Three Billboards Outside Ebbing, Missouri| Martin McDonagh

7 Adaylık: Film, Orijinal Senaryo, Kadın Oyuncu (Frances McDormand), Yardımcı Erkek Oyuncu (Woody Harrelson), Yardımcı Erkek Oyuncu (Sam Rockwell), Kurgu, Orijinal Müzik

Dünyanın neresinden izleyicilerin ya da eleştirmenlerin yorumlarına bakacak olursanız olun, bu film söz konusu olduğunda büyük bir ikiye bölünmüşlüğün varlığını fark edeceksiniz. Bunun en büyük nedeni, politik doğruluktan bilinçli bir uzaklığa sahip olan senaryosu ve yine bu senaryonun bir parçası olarak, bir yardımcı karakterin tüm ırkçılığına ve yanlışlarına rağmen bağışlanarak kutsanması. Three Billboards Outside Ebbing Missouri, daha önce In Bruges ve Seven Psychopaths filmleriyle senaristliğine hayran kaldığım Martin McDonagh‘ın imzasını taşıdığı için heyecanlandırmıştı beni ve beklentilerimi hiç de boşa çıkarmadı. Filmi beğenen, hatta yılın en iyilerinden olduğuna hemfikir olan taraftayım yani. Tecavüz edilip yakılarak öldürülen kızının cinayetinin bir türlü aydınlatılamamasına isyan eden bir annenin kasabanın şerifine ve halkına savaş açışını konu alan film başta Frances McDormand ve Sam Rockwell olmak üzere yetenekli oyuncuların gövde gösterisine dönüşüyor. Dünya ve ABD gündeminden beslenen hikâyesi, gerçekten de bir senaryo dersi eşliğinde perdeye yansıyor.

Three Billboards Outside Ebbing Missouri‘yi en çok konuşulan ve en çok tartışılan filmlerinden birine yabancı kalmamak, en ufak role sahip olanı bile harika bir performans çıkaran oyuncu kadrosuna hayran olmak ve Martin McDonagh’ın yılın en iyi senaryolarından birine imza attığını kabul etmek için izlemelisiniz.

Mudbound | Dee Rees

4 Adaylık: Uyarlama Senaryo, Yardımcı Kadın Oyuncu (Mary J. Blige), Görüntü Yönetimi, Orijinal Şarkı

Gelelim diğer kategorilerdeki ağırlığı hissedilenlere… Mudbound, bana kalırsa yılın en önemli filmlerinden biri ve eğer 10 aday olsaydı En İyi Film kategorisinin tamamlayıcısı muhtemelen bu film olacaktı. Bunun nedeni de sadece iyi bir film olması değil. Siyahi bir kadın yönetmenin, Dee Rees‘in imzasını taşıyan film, II. Dünya Savaşı yıllarında ABD kırsalındaki ırkçılığa yoğunlaşan aynı adlı romandan uyarlanmış. Filmin önemli özellikleri bununla da bitmiyor; Mudbound (belgeseller dışında) Oscar adaylıkları elde eden, dağıtımını Netflix’in üstlendiği ilk film. Ayrıca görüntü yönetmeni Rachel Morrison Oscar’a aday gösterilen ilk kadın görüntü yönetmeni, Dee Rees Oscar’a aday gösterilen ilk siyahi kadın senarist ve Mary J. Blige aynı filmle hem oyunculuk hem de şarkı adaylığı elde eden ilk isim oldu. Tüm bu ‘ilkler’ işi bir şekilde kendi tarihine eklemeler yapmayı seven Akademi’nin filmi tahminleri haksız çıkararak bir, hatta belki daha fazla kategoride ödüllendirmesine kadar vardırabilir.

Mudbound‘u Mary J. Blige’ı oyuncu olarak izlemek ve yeteneğine şaşırmak, Rachel Morrison’ın görüntülerine bakakalmak ve farklı bakış açılarından anlatılan bir hikâyeyi her bir karakteriyle özdeşleşerek izlemenin mümkün olduğunu görmek için izlemelisiniz.

Blade Runner 2049 | Denis Villeneuve

5 Adaylık: Görüntü Yönetimi, Prodüksiyon Tasarımı, Görsel Efektler, Ses Kurgusu, Ses Miksajı

Ridley Scott’ın 1982 yapımı filmi Blade Runner, kuşkusuz bilimkurgu tarihinin en akılda kalıcı, en çığır açıcı filmlerinden biri. 35 yıl sonra gelen devam filmi, üstelik Harrison Ford’u da geri getirerek, üstelik başrole de Ryan Gosling’i koyarak aynı heyecanı sürdürmeyi başardı. Bilimkurgu türüne, hele ki öncülünün türe getirdiklerinin ardından,  yeni bir şey ekleyip eklemediği tartışılır; fakat görsel anlamda son yılların en çekici, başarılı ve estetik işlerinden biri olduğunu söylemek zor değil. Filmin büyük kategorilere sızamasa da sanatsal ve teknik kategorilerde varlığını göstermesinin nedeni de bu. Görüntü yönetmeni isimlerini tanıyan, bilenlerden olmayabilirsiniz ama Roger Deakins‘in IMDb sayfasına baktığınızda henüz nasıl bir Oscar ödülü olmadığına siz de inanamayacaksınız. İşte tüm sinema tutkunları, en azından bu durumun bu yıl değişmesini umuyor.

Blade Runner 2049‘ı Blade Runner hayranlığınızı pekiştirmek, Blade Runner estetiğini yıllar sonra daha da pekişmiş bir görsellik ve teknikle karşınızda bulmak ve her geçen gün biraz daha gündeme oturan yapay zeka üzerine biraz daha düşünmek için izlemelisiniz.

 

“Durumum o kadar da kötü değilmiş!” dediyseniz, bu listeye hemen 5 filmlik bir ekleme daha yapayım: (1) Vizyondaki I, Tonya‘nın aday iki oyuncusundan özellikle Allison Janney’nin ödüle ulaşma ihtimali çok yüksek. Filmin 3 adaylığı var. (2) Vizyondaki Pixar animasyonu Coco‘nun En İyi Animasyon ödülü garanti. Filmin 2 adaylığı var. (3) Star Wars: The Last Jedi teknik bir kategoride sürpriz yapabilir. Filmin 4 adaylığı var. (4) Baby Driver, kurgu ve ses kategorilerden en az birini ödüle çevirirse, şahsen çok mutlu olacağım. Filmin 3 adaylığı var. (5) En İyi Film adaylarından hiç eksiğim kalmasın diyorsanız, 90’larda kalmış bir anlayışla çekildiği, sinema adına hiçbir yenilik vadetmediği için benim hiç hazzetmediğim Steven Spielberg filmi The Post. Filmin 2 adaylığı var.

Yazının önümüzdeki hafta yayınlanacak ikinci bölümünde 24 kategorideki Oscar tahminlerimi bulacaksınız.

Emre Eminoğlu

theMagger Editörü, Kültür ve Sanat Yazarı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?